28 Ekim 2007 Pazar

BAZI ÖNEMLİ BALLI BİTKİLER

LAVANTA
NARENCİYE : Narenciyebitkileri arasında portakal ve limon arılar için önemli nektar kaynaklarıdır.Ülkemizde Akdeniz ve Ege bölgelerinde geniş alanlarda kültüre alınmıştır.Balı kendine has hoş kokulu olup C vitamini bakımından zengindir.




KEKİK: Ülkemizde yaygınolarak yetişen bir bitkidir. Bu bitkinin beş farklı türü ballı bitkiolarak bilinmektedir. Yol kenarlarında, tepelerde ve dağlarda yetişen kekikhoş kokuludur ve çok yıllıktır. Kekik bileşiminde "timol" içerenuçucu bir yağ vardır. Çiçeklenme dönemi Mayıs başından Ağustos sonunakadar devam eder. Bu tür ülkemizde Ankara, Amasya, Çankırı, Kastamonu,Bolu, Trabzon ve Kütahya'da doğal olarak yetişir. Kekik balı açık altınsarısı renktedir. Tadı ve aroması çok güzeldir. Kekik balı enzim içeriğibakımından çok zengindir.



KESTANE: ÜlkemizdeKaradeniz, Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde doğal olarak yetişir.Haziran-Temmuz aylarında çiçeklenen kestaneden elde edilen balın rengi koyukahverengi olup acımsı ve kendine özgü keskin bir kokusu vardır. Tıbbîballar arasında kabul edilen kestane balı geç kristalize olur. Farenjit, astım,kansızlık durumlarında iyileştirici özelliği vardır.





















ARI OTU: Erken ilkbaharda bölge arıcılığı için gerekli polen ve nektar kaynağı sağlama bakımından son derece uygun bir bitkidir. Arı otu Hydropllaceae familyasından ve Phacelia cinsinden tek yıllık bir tür olup, dik olarak gelişmekte ve 60-100 cm kadar boylanmaktadır. Sapın üzeri dikenimsi tüylerle kaplıdır. Yapraklar sap üzerinde almaşıklı olarak dizilidir. Çiçek salkımları sapın daha üst boğumlarından çıkmaktadır. Bir çiçek salkımında çiçeklenme, salkımın alt kısmından başlamakta ve yaklaşık bir hafta sürmektedir. Çiçeklenme süresi bir bitki için 1 ay, bir tarla için ise 1,5-2 aydır. Bu derece geniş bir çiçeklenme seyri, hemen hemen çoğu tarla bitkisinde görülmemektedir. Çiçekleri genellikle mor renkli, bazen sarı- beyaz renklidir. Yapılan araştırmalar 1 m2 alanda 3500-4000 adet çiçek oluşturabileceğini göstermiştir. Arı otu balarılarının nektar ve polen kaynağı olarak dünyanın en üstün 20 bal bitkisi içerisinde yer almakta; ABD, Almanya, Rusya ve Yugoslavya gibi ülkelerde bal arılarının yararlanılması amacıyla yetiştirilmektedir. Arı otundan Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde Arı merası olarak yararlanılmaktadır.






IHLAMUR: (Tiliaceae) familyasından Tilia cinsini oluşturan ağaç türlerine verilen ad.
Boyları 20-30 m'ye kadar ulaşabilir. Büyüklüğü 5-10 cm arasında değişen yaprakları genellikle yürek şeklinde ve çarpık, kenarları dişli ve uzun saplıdır. Sarkık çiçek demetleri sarımsı bir renge ve karakteristik bir kokuya sahiptir. Çok geç açan bu çiçekler (Haziran-Temmuz) kurutularak çay gibi içilir. Açık renkli hoş kokulu güzel bir balı olur, ülkemizde en yaygın olarak Yalova ve Artvin illerinde bulunmaktadır.







SONBAHAR BAKIMI VE BESLEMESİ






ARI KOLONİLERİNDE SONBAHAR BAKIMI VE KIŞA HAZIRLIK

Arıcılıkta sonbaharda yapılan bakım ve besleme bir sonraki yılın kolonilerin yaşamasının en önemli koşuludur. Arılarda kış kayıplarını azaltmak tamamen sonbahar bakımı ile ilgilidir. Bal hasadı yapıldıktan sonra kolonilerde sonbahar bakımı ve kışa hazırlık işleri başlar. Arılar kendi doğal döngüsü çerçevesinde kendisini doğadan gelen bal, polen durumuna paralel olarak, ekolojik şartlara göre kendini ayarlar. Bizler kolonilerden bal ve diğer arı ürünlerini alarak aslında onların doğal döngüsünü bozmaktayız, ondan dolayı arıların bize sağladığı bu faydalar karşılığında en azından bizlerde bunun karşılığı olan işlemleri yaparak onun yaşamsal döngüsüne katkıda bulunmalıyız. Kışı en az kayıp ile atlatabilmek için, her kolonide kondüsyon durumu, ana arının varlığı ve yaşı, kolonin bal miktarı, hastalık ve zararlılar ile ilgili tespitler koloni kartlarına işlenerek değerlendirme yapılmalıdır.


ANA ARININ YENİLENMESİ

Bal hasadı yapıldıktan sonra, yıl boyunca yıpranmış olan ana arılar değiştirilir. Gezgin arıcılık yapan arıcılar yıl içinde birkaç farklı bölgeye arılarını götürmeleri sonucu ana arıların yumurta bırakma yetenekleri ve sperm kesesindeki sperm sayıları azalır, bundan dolayı gezgin arıcılar her yıl ana arı yenilemelidirler. Sabit arıcılar ise iki yılda bir ana arı yenilemeleri gerekmektedir. Her yıl ana arı yenileyen arıcıların daha iyi verimli arıcılık yaptıkları gözlenmektedir.
Yaşlı ve verimsiz ana arılar; verimli, genç, ırk özelliği bilinen ana arılar ile değiştirilmelidir. Uygulama kovan kondüsyonu dikkate alınmak suretiyle tekniğine uygun şekilde yapılmalıdır. Ana arı yenilemede yeni ana arıya, yeni kuşak işçi arı üretecek kadar zaman aralığı tanınmalıdır. Böylece koloniler güvenle kışa girer, ilkbaharda ana arı kaybı ya da bal sezonun da oğul verme eğilimi daha az olur. Bu işlem arıcılık ta çok önemlidir. Bal hasat edilince her şey bitmemektedir. Ana arı, bir arı kolonisinin bütün kalıtsal karakterlerine yön veren bireydir. Bütün genetik stok ana arıda bulunmaktadır.

SONBAHARDA KOLONİ BAKIMI
Bir koloni, ana arısı, 15-20 bin genç işçi arısı ve kovanda yeterli balı bulunursa dengeli bir kışlama yapabilir, işçi arılar genç değillerse kış süresince ömrü dolanlar ölür ve koloni de çok fazla ergin arı kaybı meydana gelir. Kış salkımını oluşturacak sayıda işçi arı mevcudu yoksa bu koloniler kış şartlarına dayanamazlar, ilkbahara ulaşmış olsalar bile yeterli gelişimi olamaz ve kötü hava koşullarında ölürler. Kış şartları uzun geçen bölgede arıcılık yapanlar, bal hasadını sezon bitiminde arılar yağmacılığa başlamadan önce yapmalılar. Arılara kendilerini kışa hazırlama zamanı bırakılmalıdır.
Arıların uçuş yapmadığı zaman diliminde kovan çerçevelerinin kontrolü yapılmamalı çünkü sonbahar da arılar çerçeveler arasında propolis bağlantıları yapar, olası kontrolde bu bağlantılar kopar, arılar kendini toparlayamaz. Bu kontrollerin mutlaka aktif dönem de yapılması gerekir.
Yeterli kondüsyona sahip olmayan koloniler birleştirilmeli, zayıflık nedeniyle kışın ölecek iki koloni yerine güçlendirilmiş bir koloni kışa hazırlanmalı, zayıf kolonilerden birisinin ana arısı alınmak suretiyle birleştirme yapılmalıdır. İyi bir sonbahar hazırlığı yapılmalı, 7 çerçeveyi doldurulan arı mevcudu ile koloni kışlatmaya alınmalıdır. Kovandaki boş gereksiz çerçeveler alınmalı koloniler bölme tahtasıyla çok iyi sıkıştırılmalı ve kovan kalın kovan örtü bezleri ile sarılmalıdır.
Koloniler çok güçlü ise bal hasadı sonrası bölme oğul elde edilir. Bu bölme oğulda mutlaka çiftleşmiş genç ana arı kullanmak gerekir.





KOLONİNİN BAL İHTİYACININ BIRAKILMASI

Her koloninin kışı rahat geçirebilmesi için kovanda yeterli miktarda bal bulunması gerekmektedir. Konaklanan yöre neresi olursa olsun, kovanda bulunması gereken bal, her çerçeve arı için bir çerçeve baldır. Arılarla kaplı çerçevede, en az 2 kg bal bulunmalıdır. Bu balların, arının salkımı kuracağı, çerçevenin orta alt bölümü olan alanın dışında, tamamının sırlı olması gerekir. Kışın arılar tarafından kolonilerde, arıların salkımda olduğu zamanlarda salkım ısısı ayarlanır. Ancak salkım dışında kalan kovan içi ısısı arılar tarafından ayarlanmaz. Açık balla kışlatılan kolonilerde oluşan rutubet açık petek gözlerindeki bal tarafından absorbe olur. Balda su oranı yükseleceği için ekşime başlar. Bu durumda arıların beslenmesinde olumsuz meydan getirir. Ayrıca kovanda 1-2 adet polenle dolu çerçeve bulunması, arıların erken gelişmelerinde oldukça yararlıdır. Arıların uçuş yapmadığı, ancak yavru gelişiminin devam ettiği erken ilkbaharda bu polenli ve ballı çerçeveler koloni gelişmesinde sürekliliği sağlar. Kovanda bulunan bala, kış süresince arıların salkımda hareket ederek ulaştıkları ve beslendikleri bilinmektedir. Balı yiyen arılar salkım dışı sıcaklığını 17 derece civarında tutar. Bu ısı yavrusuz dönemde arıların kışlaması için yeterlidir. İşçi arılar bal yemek suretiyle salkım ısısını korurlar. Arıların kış süresince yiyeceği balın çiçek kaynaklı olması önemlidir. Petek gözünde granüle olan ayçiçeği, pamuk kaynaklı balları kışlama da kullanmak tercih edilmemektedir.


SONBAHAR BESLEMESİ
Bal hasadında, yeterli balın bırakılması kesinlikle sağlanmalıdır. Arının tüm balını alıp arıya şurup vermek suretiyle bal stokları sağlamak yöntemi doğru bir uygulama değildir.
Sonbahar da yapılacak şuruplamalar da kullanılan şeker, kovan başına toplam 1-2 lt civarında olmalı ve bu uygulama 2 gün ara ile 5-6 defada yapılmalıdır. Şurupla besleme, arıların polen getirdiği ve uçuş yaptığı zamanlarda uygulanmalıdır. Sonbaharda arıya verilecek şurup 2 birim şeker 1 birim su dan yapılmalıdır. Sonbaharda arı yemi açısından geç sonbaharda şurup kesilip arı keki verilmelidir. Arının çiçekten almış olduğu bal özünün yarısına yakınını su teşkil etmektedir. Arı kendi stoğun da bulunan balı kullanırken sulandırıp yer, doğadan topladığı bal özünü depolarken inverte eder ve su oranın %17’nin altına indirir ve bal halinde peteklere depolar, üzerlerini sırlar. Aşırı beslemede şekeri bala çevirmek için işçi arılar invertase enzimini kullanır. Bu enzim işçi arıların kitin tabakasının altında bulunan yağ-protein stokları kullanılarak elde edilir. Doğadan polen gelmiyorsa enzim yapımını sürdüremez, dolayısıyla işçi arılar çok kısa zamanda yaşlanır, yıpranır. Böyle bir uygulama yapıldığında şekeri bala çevirmekten yorulan arılar kış süresince sağlıklı kalamaz ve ölürler. Doğadan yeterli polen gelmiyorsa polenli kek, süt tozu ve ya arı vitamini ile kek karışımları hazırlanmalıdır. İlkbaharda yeni işçi arılar çıkacağı için bu yöntemle beslemede süreklilik sağlanabilir.

Arılarda beslenme fizyolojisini bilmeyen ya da önemsemeyen arıcılarında arılarında kış ölümleri fazla olmaktadır. Arıların en iyi besini, kendi yaptığı bal, ve doğadan topladığı polendir. Kuluçkalık tan hiç bal alınmamalıdır.




HASTALIK KONTROLÜ VE VARROA İLE MÜCADELE
Bir kolonide hastalık şüphesi varsa örnek alınmak suretiyle kesin teşhis yaptırılmalı, buna göre ilaçlı mücadele gidilmelidir. Gelişigüzel ilaçlar kullanmak bal mumunda ve arının yiyeceği balda birikme yapacak, bu durum da bal satışında olumsuzluk yaratacaktır. Tedavi de kullanılan ilaçlar reçetesine göre uygulanırsa sonuç alınır.
Varroa ile ilgili yapılması gereken mücadele oldukça önemlidir.
Yaz aylarında arılarda popülasyon artışı olur. Buna paralel olarak varroa paraziti de çoğalır. Bal hasadı yapıldıktan sonra kovanda yaşlı işçi arıların ölmesi ile kondüsyon azalmaya başlar.
Varroa parazitinin ölüm oranı daha az olduğundan kovandaki işçi arı miktarı 60.000 işçi arıdan, 20.000 arıya düştüğünde varroalar 20.000 arı üzerinde yoğunlaşmış olur. Bu dönemde mücadele yapmak gerekir. Eğer mücadele yapılmazsa kışa girecek genç kuşak işçi arılar varroa parazitinin tahribatına uğrar; güçsüz işçi arılar ile koloni kışa girer ve kışlama sağlıklı olmaz. Bunu önlemek için;
a) arının ve varroanın biyolojisi hakkında yeterli bilgi edinmek gerekmektedir. Varroa çoğalmasını petek gözlerinde arı larvalarından beslenmek suretiyle yapar. Ergin varroalardan bir kısmı da arının kanından emgi yapmak suretiyle beslenir. Yavru bulunan bir kolonide varroa parazitinin bir kısmı yavru gözlerinde bir kısmı da arılar üzerindedir.
b) Mücadele zamanını iyi seçmek, koloni de yavru ve bal varken mücadeleyi yapmamak gerekir. Yavrunun en az olduğu zamanlarda tarım ve köyişleri bakanlığı tarafında ruhsat verilmiş ilaçlarla mücadele yapılmalıdır.
c) Mücadele için uygun ilaçları seçmek, bilinçli ilaçlama yapmak ve varroa mücadelesinde % 90’ın üzerinde etkiye sahip ilaçları kullanmak suretiyle etkili sonuç alınabilir. Kovandaki varroa yoğunluğu % 1 in altına düşürülmelidir.
Varroa ile mücadelede kullanılan ilaçlar arıyı öldürmeyecek, bal ve balmumunda kalıntı bırakmayacak, ana arıya zarar vermeyecek ve varroa parazitini öldürecek yapıda olmalıdır.

KIŞLATMA YERİNİN SEÇİLMESİ
Bal arılarının aktiviteleri çevre şartları ile yakından ilişkilidir. Arılar hava sıcaklık 14 c altına indiğinde uçuş yapamazlar, 12 C ısıda ise salkıma geçerler. Arıların yerleştirileceği yerlere nakli, sıcaklık çok düşmeden önce yapılmalıdır. Soğuk bölgeden sıcak bölgeye arıları nakledebiliriz, ancak sıcak bölgeden soğuk bölgeye arı naklini kış döneminde kesinlikle yapmamak gerekir. Çünkü gidilen yerde çevre şartları arı biyolojisine uygun değildir. Kışlatma, bölgelere değişmekle birlikte yer seçimi kadar, arının ırkı, kovan tipi, arılığın düzenlenmesi de önemlidir. Kovanların konulduğu yerler güney ve güney doğuya bakan taban suyu düşük, göl ve ana yoldan uzak olmalıdır. Saçak altları, ağaç dipleri, soğuk ve gölgeli yerler seçilmemelidir.

KIŞLATMA DA KOVANIN ÖNEMİ
Kovanın yerleştirilmesi öne doğru hafif % 10 eğimli olmalıdır. Arılı çerçeve sayısına göre uçuş deliği açıklılığının her çerçeve arı için 1 cm olması uygundur. Kovan içinde üzerinde arı olmayan petekler alınmalı, boşluklar doldurulmalıdır. Uçuş deliğinin daraltılması, arıların aktif olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Kovanda rutubet yapıcı etkenler ortadan kaldırılmalıdır. Arılar kış döneminde havalandırma yapamazlar, çıkan karbondioksit gazının kolayca dışarı çıkması gerekir. Bu sebeple kovanda havalandırma deliği bulunmalıdır.




ARININ IRK ÖZELLİĞİ
Her yörenin, doğal şartlarına uyum sağlamış arıları vardır. Bunu kışlatma bölgesinde mutlaka dikkate almak gerekir. Aksi halde olumsuz sonuçlara katlanmak durumunda kalınır. Örneğin, muğla genotipi arıyı, kışı uzun geçen yörelerde kışlatamazsınız. Bu kolonileri orijinal iklim kuşağına nakletmek, kış dönemi için uygun olur.


19 Ekim 2007 Cuma

bu resim de gördüğünüz pudra veya un değildir, bu ANA ARI LARVA TOZU dur, bu toz da özellikle Çin de yaygın bir şekilde tüketilmektedir.....
bu görüntüdeki larvaların Çin de Alüminyum folyo ile paketlenip kilo kilo satıldığını ve yaygın bir şekilde tüketildiğini biliyormuydunuz?



17 Ekim 2007 Çarşamba

ANA ARI VE BAL DESTEKLERİNE DAİR

Değerli Arıcılarımız
Gündeminizde ana arı veya bal desteği olmamalı, ileri ülkeler gibi uzun vadeli yatırımlar yapalım.. arı ekotiplerimiz yok oluyor...bizden sonraki nesillere arı bırakamıyacağız..
birlikler bu konularla meşgul olmalı çünkü bir Ordu da ki Ens. ile Ardahan daki istasyonla bu işler asla çözülmez..
bende kampanya başlatıyorum ana arı ve bal teşviği kalkmalı diyorum.. bunların bir an önce kalkması lazım.. nasıl şimdi biz geçmişte yapılan koloni desteği ni olumsuz yönde eleştiriyorsak... bir kaç yıl sonrada ana arı ve bal desteğini eleştirecez..bu destek yüzünden şuanda ana arı diye çok farklı şeyler üretilmekte.. bu genetik olarak bir canlının yokedilmesinin ilk adımıdır..bunun artık görülmesi gerek..ama yok biz bugünü düşünüyoruz bizden sonrakilere bizden ne? diyorsanız.. yolunuz açık olsun devammmm

9 Ekim 2007 Salı

ARICILAR BİRLİĞİ NE YAPIYOR? NE YAPMALI

1998 yılında Yılın da Arıcılık bölümünde öğrenim görürken Arıcılığımızın en önemli sorunu örgütlenememe, birlik olamayışımızdır diye bize anlatılmaktaydı. Ve bu düşünceden hareketle akademisyenlerin telkiniyle Arı ve bal birlikler kurulmaya başlanıldı. Belki ilerde oğul arı yetiştiricileri birlikleri, polen üreticileri birlikleri veya arı sütü üreticileri birlikleri kurulur mu? Bilmem. Ama Bence biz daha birlik olamadan bölünmeye başladık, bu da bize gösteriyor ki biz birlik olamıyoruz çünkü ben halen neden Arı Yet. Birliği neden Bal Üretici Birliği var anlayabilmiş değilim. Her neyse
benim gördüğüm şu; Arı Yet. Birlikleri ana arı teşviği organizasyonu ve bal teşviği organizasyonu ile meşgul, bal üreticileri birlikleri de kuruluyor ki arı yetiştirici birliğinin elinden bu bal teşviği organizasyonu işini kapmaktır. Başka bir şey yok yani..
Birliğin adı her ne olursa olsun kesinlikle üretim yapmamalı, ana arı üretmemeli, satmamalıdır. Arı yetiş. Birliklerinin kuruluş mantalitesi. Arıcıları kayıt altına alma disipline etme en önemlisi BİRLİK te hareket edebilme reaksiyonunu göstermektir. Yani hangi birlik şunu yapıyor. Birliğin camına şöyle bir ilan asıyor ‘ değerli arıcılarımız bu yıl kurak geçti kolonilerinizi iyi besleyin ve şu tarihlerde toplu halde varroa ilaçlaması yapmanız uygundur.’ Deyip teknik elemanını oraya gönderip bunların yapılıp yapılmadığını gözlemliyor. Var mı böyle bir birlik.hangi birlik arılıklardaki uygulamaların da ortak hareketi gerçekleştiriyor, Ve üyeleri bunlara itibar ediyor mu?? Veya üyelerine x hattan olan ana arı yı kullanalım deyip hangi birlik ve üyeleri buna uyuyor var mı böyle bir birlik işte birlik budur. Birlik bir ana arıdan 2 ytl kazanmak değildir. Gelir kaynaklarını başka yönden bulucan. Çözüm çok

ARI YETİŞTİRİCİLER BİRLİKLERİNİN YAPMASI GEREKEN İŞLER
Birlik merkezinde sekreterya ve memurluk yapacak bir personel ile 1 teknik personel istihdam etmelidir.

  1. Birlik merkezinde bilgisayar ortamında veri tabanı oluşturarak her üyesini her bir kovanı için bir sayfa açılmalıdır. Ve her koloninin menşei bilinmeli, koloni ile ilgili bilgiler buraya kayıt etmeli. Bu tespitleri arıcı yapıp bu bilgileri birliğe ulaştırılmalı teknik eleman ise bunun doğruluğunu test etmelidir. Bilgiler memur tarafından işlenmelidir
  2. birlikler radikal kararlar alıp kendi bölgelerinde yerel ekotipleri varsa bu ekotiplerin olabileceği yerler izole edilmeli. Ve o bölgede bu arının seleksiyonu yapılmalı, ıslahını sağlamaya çalışmalıdır. Bu bölgelerde profesyonel üreticiler ile damızlık üretimi yapılmasına yardımcı olmalı, asla kendisi üretmemeli
  3. bölgesinin ekotipini üreticileri arasında yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlamaya çalışmalıdır.
  4. birlik, üyelerinin kolonilerinin garantörü olmalı, sürekli üyelerini kolonilerini verim perfomansıyla hastalık ile mücadele konusunda yardımcı olmalıdır.

24 Eylül 2007 Pazartesi

Avrupa Birliği ( AB ) Finansmanlığında Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa vermiş olduğum, Ana Arı Üretimi Ve organik bal üretimi teorik Arıcılık Eğitiminden Bazı kareler







































Dr. Entomolog Ertaç Tutkun ve Ben eğitim verirken












Görsel gösterim


Teorik bir eğitim ama uygulamalı eğitimi bekleyemediğimizden birazdan kovanı tanıtıyoruz.






tepegöz ve slaytlarla sunum































17 Eylül 2007 Pazartesi

ANA ARI ÜRETİMİNE DAİR

Uzun bir süreden beri ticari ana arıların kalite kontrolüne kafayı takmış durumdayım..bu konuyu çok sıcak bir şekilde sürekli takip ediyom. ana arı işletmelerini ve ana arı kullanıcılarını elimden geldiğince izliyom..
Maalesef çok kötü ana arılar üretilmekte, bunun başlıca sebebi de ANA ARI TEŞVİĞİ dir. ana arı teşviği mutlak sürede en kısa zamanda kaldırılmalı ( ben bu işten ekmek yiyen biri olarak bunu diyom)maalesef her konuda olduğu gibi para bizi bozmuş bu konuda da... çok verimsiz kalitesiz ana arı olup olmadığı şüpheli varlıklar üretilmekte... ana arı alan kişide nasıl olsa bedava diye.. umursamıyor, halbuki bedava da olsa arıcı çok büyük zarara uğruyor.. teşvikten önce pazar kapma yarışı vardı ve kalite için azda olsa çaba vardı..şimdi daha çok olabildiğince ana arı boyayıp pazarlamak... kimsenin pazarlama derdi yok ... Arıcılar birliği sağ olsun:) Ana arı üreticisi larva transferi yapmakla Ana arının üretildiğini sanmakta halbuki bu iş en kolay en önemsiz ve basit olanı.. Tarım Bakanlığı denetlesin diyeceksiniz...tarım bakanlığı üretim birimleri daha berbat üretim yapıyorlar ( bu konuda her platformda tartışmaya hazırım, boşuna 5 yıl önce tarım bakanlığına seslenip ' arıcılık mı yapacaksınız, marangozculuk mu yapacaksınız buna karar verin' demedim elimde bu konuda acı verici belgeler var. tarım Bakanlığının denetleme yapabilecek kapasitede personeli yok.. bu teşvik bir an önce kaldırılmalı.. bu teşvik kaynağı başka yönde kullanılmalı
yoksa gelecek nesillerde bu toprağın arısında eser bırakmayacağız bu çok ciddi bir konu.

11 Eylül 2007 Salı

8 Eylül 2007 Cumartesi




Ben ve Erzincan Üniversitesi Kemaliye MYO Arıcılık Öğretim Görevlisi Münire ÇETİN


Artvin Borçka ilçesi camili-uğur köyünde bir arılık
( Bu arılıklara alışmam çok zor oldu, vahşi yaşama insanlarda zamanla adapte olabiliyor)




Arıcılık Teknikeri Dava Arkadaşım Muhammet ERKAN, Kırgızlı Arıcılık firması sahibi ve Arıcılık Teknikeri Hüseyin BALKAYA

















ARI KOLONİLERİNDE SONBAHAR BAKIMI VE KIŞA HAZIRLIK






Arıcılıkta sonbaharda yapılan bakım ve besleme bir sonraki yılın kolonilerin yaşamasının en önemli koşuludur. Arılarda kış kayıplarını azaltmak tamamen sonbahar bakımı ile ilgilidir. Bal hasadı yapıldıktan sonra kolonilerde sonbahar bakımı ve kışa hazırlık işleri başlar. Arılar kendi doğal döngüsü çerçevesinde kendisini doğadan gelen bal, polen durumuna paralel olarak, ekolojik şartlara göre kendini ayarlar. Bizler kolonilerden bal ve diğer arı ürünlerini alarak aslında onların doğal döngüsünü bozmaktayız, ondan dolayı arıların bize sağladığı bu faydalar karşılığında en azından bizlerde bunun karşılığı olan işlemleri yaparak onun yaşamsal döngüsüne katkıda bulunmalıyız. Kışı en az kayıp ile atlatabilmek için, her kolonide kondüsyon durumu, ana arının varlığı ve yaşı, kolonin bal miktarı, hastalık ve zararlılar ile ilgili tespitler koloni kartlarına işlenerek değerlendirme yapılmalıdır.

ANA ARININ YENİLENMESİ
Bal hasadı yapıldıktan sonra, yıl boyunca yıpranmış olan ana arılar değiştirilir. Gezgin arıcılık yapan arıcılar yıl içinde birkaç farklı bölgeye arılarını götürmeleri sonucu ana arıların yumurta bırakma yetenekleri ve sperm kesesindeki sperm sayıları azalır, bundan dolayı gezgin arıcılar her yıl ana arı yenilemelidirler. Sabit arıcılar ise iki yılda bir ana arı yenilemeleri gerekmektedir. Her yıl ana arı yenileyen arıcıların daha iyi verimli arıcılık yaptıkları gözlenmektedir.
Yaşlı ve verimsiz ana arılar; verimli, genç, ırk özelliği bilinen ana arılar ile değiştirilmelidir. Uygulama kovan kondüsyonu dikkate alınmak suretiyle tekniğine uygun şekilde yapılmalıdır. Ana arı yenilemede yeni ana arıya, yeni kuşak işçi arı üretecek kadar zaman aralığı tanınmalıdır. Böylece koloniler güvenle kışa girer, ilkbaharda ana arı kaybı ya da bal sezonun da oğul verme eğilimi daha az olur. Bu işlem arıcılık ta çok önemlidir. Bal hasat edilince her şey bitmemektedir. Ana arı, bir arı kolonisinin bütün kalıtsal karakterlerine yön veren bireydir. Bütün genetik stok ana arıda bulunmaktadır.

SONBAHARDA KOLONİ BAKIMI
Bir koloni, ana arısı, 15-20 bin genç işçi arısı ve kovanda yeterli balı bulunursa dengeli bir kışlama yapabilir, işçi arılar genç değillerse kış süresince ömrü dolanlar ölür ve koloni de çok fazla ergin arı kaybı meydana gelir. Kış salkımını oluşturacak sayıda işçi arı mevcudu yoksa bu koloniler kış şartlarına dayanamazlar, ilkbahara ulaşmış olsalar bile yeterli gelişimi olamaz ve kötü hava koşullarında ölürler. Kış şartları uzun geçen bölgede arıcılık yapanlar, bal hasadını sezon bitiminde arılar yağmacılığa başlamadan önce yapmalılar. Arılara kendilerini kışa hazırlama zamanı bırakılmalıdır.
Arıların uçuş yapmadığı zaman diliminde kovan çerçevelerinin kontrolü yapılmamalı çünkü sonbahar da arılar çerçeveler arasında propolis bağlantıları yapar, olası kontrolde bu bağlantılar kopar, arılar kendini toparlayamaz. Bu kontrollerin mutlaka aktif dönem de yapılması gerekir.
Yeterli kondüsyona sahip olmayan koloniler birleştirilmeli, zayıflık nedeniyle kışın ölecek iki koloni yerine güçlendirilmiş bir koloni kışa hazırlanmalı, zayıf kolonilerden birisinin ana arısı alınmak suretiyle birleştirme yapılmalıdır. İyi bir sonbahar hazırlığı yapılmalı, 7 çerçeveyi doldurulan arı mevcudu ile koloni kışlatmaya alınmalıdır. Kovandaki boş gereksiz çerçeveler alınmalı koloniler bölme tahtasıyla çok iyi sıkıştırılmalı ve kovan kalın kovan örtü bezleri ile sarılmalıdır.
Koloniler çok güçlü ise bal hasadı sonrası bölme oğul elde edilir. Bu bölme oğulda mutlaka çiftleşmiş genç ana arı kullanmak gerekir.





KOLONİNİN BAL İHTİYACININ BIRAKILMASI
Her koloninin kışı rahat geçirebilmesi için kovanda yeterli miktarda bal bulunması gerekmektedir. Konaklanan yöre neresi olursa olsun, kovanda bulunması gereken bal, her çerçeve arı için bir çerçeve baldır. Arılarla kaplı çerçevede, en az 2 kg bal bulunmalıdır. Bu balların, arının salkımı kuracağı, çerçevenin orta alt bölümü olan alanın dışında, tamamının sırlı olması gerekir. Kışın arılar tarafından kolonilerde, arıların salkımda olduğu zamanlarda salkım ısısı ayarlanır. Ancak salkım dışında kalan kovan içi ısısı arılar tarafından ayarlanmaz. Açık balla kışlatılan kolonilerde oluşan rutubet açık petek gözlerindeki bal tarafından absorbe olur. Balda su oranı yükseleceği için ekşime başlar. Bu durumda arıların beslenmesinde olumsuz meydan getirir. Ayrıca kovanda 1-2 adet polenle dolu çerçeve bulunması, arıların erken gelişmelerinde oldukça yararlıdır. Arıların uçuş yapmadığı, ancak yavru gelişiminin devam ettiği erken ilkbaharda bu polenli ve ballı çerçeveler koloni gelişmesinde sürekliliği sağlar. Kovanda bulunan bala, kış süresince arıların salkımda hareket ederek ulaştıkları ve beslendikleri bilinmektedir. Balı yiyen arılar salkım dışı sıcaklığını 17 derece civarında tutar. Bu ısı yavrusuz dönemde arıların kışlaması için yeterlidir. İşçi arılar bal yemek suretiyle salkım ısısını korurlar. Arıların kış süresince yiyeceği balın çiçek kaynaklı olması önemlidir. Petek gözünde granüle olan ayçiçeği, pamuk kaynaklı balları kışlama da kullanmak tercih edilmemektedir.


SONBAHAR BESLEMESİ
Bal hasadında, yeterli balın bırakılması kesinlikle sağlanmalıdır. Arının tüm balını alıp arıya şurup vermek suretiyle bal stokları sağlamak yöntemi doğru bir uygulama değildir.
Sonbahar da yapılacak şuruplamalar da kullanılan şeker, kovan başına toplam 1-2 lt civarında olmalı ve bu uygulama 2 gün ara ile 5-6 defada yapılmalıdır. Şurupla besleme, arıların polen getirdiği ve uçuş yaptığı zamanlarda uygulanmalıdır. Sonbaharda arıya verilecek şurup 2 birim şeker 1 birim su dan yapılmalıdır. Sonbaharda arı yemi açısından geç sonbaharda şurup kesilip arı keki verilmelidir. Arının çiçekten almış olduğu bal özünün yarısına yakınını su teşkil etmektedir. Arı kendi stoğun da bulunan balı kullanırken sulandırıp yer, doğadan topladığı bal özünü depolarken inverte eder ve su oranın %17’nin altına indirir ve bal halinde peteklere depolar, üzerlerini sırlar. Aşırı beslemede şekeri bala çevirmek için işçi arılar invertase enzimini kullanır. Bu enzim işçi arıların kitin tabakasının altında bulunan yağ-protein stokları kullanılarak elde edilir. Doğadan polen gelmiyorsa enzim yapımını sürdüremez, dolayısıyla işçi arılar çok kısa zamanda yaşlanır, yıpranır. Böyle bir uygulama yapıldığında şekeri bala çevirmekten yorulan arılar kış süresince sağlıklı kalamaz ve ölürler. Doğadan yeterli polen gelmiyorsa polenli kek, süt tozu ve ya arı vitamini ile kek karışımları hazırlanmalıdır. İlkbaharda yeni işçi arılar çıkacağı için bu yöntemle beslemede süreklilik sağlanabilir.

Arılarda beslenme fizyolojisini bilmeyen ya da önemsemeyen arıcılarında arılarında kış ölümleri fazla olmaktadır. Arıların en iyi besini, kendi yaptığı bal, ve doğadan topladığı polendir. Kuluçkalık tan hiç bal alınmamalıdır.




HASTALIK KONTROLÜ VE VARROA İLE MÜCADELE
Bir kolonide hastalık şüphesi varsa örnek alınmak suretiyle kesin teşhis yaptırılmalı, buna göre ilaçlı mücadele gidilmelidir. Gelişigüzel ilaçlar kullanmak bal mumunda ve arının yiyeceği balda birikme yapacak, bu durum da bal satışında olumsuzluk yaratacaktır. Tedavi de kullanılan ilaçlar reçetesine göre uygulanırsa sonuç alınır.
Varroa ile ilgili yapılması gereken mücadele oldukça önemlidir.
Yaz aylarında arılarda popülasyon artışı olur. Buna paralel olarak varroa paraziti de çoğalır. Bal hasadı yapıldıktan sonra kovanda yaşlı işçi arıların ölmesi ile kondüsyon azalmaya başlar.
Varroa parazitinin ölüm oranı daha az olduğundan kovandaki işçi arı miktarı 60.000 işçi arıdan, 20.000 arıya düştüğünde varroalar 20.000 arı üzerinde yoğunlaşmış olur. Bu dönemde mücadele yapmak gerekir. Eğer mücadele yapılmazsa kışa girecek genç kuşak işçi arılar varroa parazitinin tahribatına uğrar; güçsüz işçi arılar ile koloni kışa girer ve kışlama sağlıklı olmaz. Bunu önlemek için;
a) arının ve varroanın biyolojisi hakkında yeterli bilgi edinmek gerekmektedir. Varroa çoğalmasını petek gözlerinde arı larvalarından beslenmek suretiyle yapar. Ergin varroalardan bir kısmı da arının kanından emgi yapmak suretiyle beslenir. Yavru bulunan bir kolonide varroa parazitinin bir kısmı yavru gözlerinde bir kısmı da arılar üzerindedir.
b) Mücadele zamanını iyi seçmek, koloni de yavru ve bal varken mücadeleyi yapmamak gerekir. Yavrunun en az olduğu zamanlarda tarım ve köyişleri bakanlığı tarafında ruhsat verilmiş ilaçlarla mücadele yapılmalıdır.
c) Mücadele için uygun ilaçları seçmek, bilinçli ilaçlama yapmak ve varroa mücadelesinde % 90’ın üzerinde etkiye sahip ilaçları kullanmak suretiyle etkili sonuç alınabilir. Kovandaki varroa yoğunluğu % 1 in altına düşürülmelidir.
Varroa ile mücadelede kullanılan ilaçlar arıyı öldürmeyecek, bal ve balmumunda kalıntı bırakmayacak, ana arıya zarar vermeyecek ve varroa parazitini öldürecek yapıda olmalıdır.

KIŞLATMA YERİNİN SEÇİLMESİ
Bal arılarının aktiviteleri çevre şartları ile yakından ilişkilidir. Arılar hava sıcaklık 14 c altına indiğinde uçuş yapamazlar, 12 C ısıda ise salkıma geçerler. Arıların yerleştirileceği yerlere nakli, sıcaklık çok düşmeden önce yapılmalıdır. Soğuk bölgeden sıcak bölgeye arıları nakledebiliriz, ancak sıcak bölgeden soğuk bölgeye arı naklini kış döneminde kesinlikle yapmamak gerekir. Çünkü gidilen yerde çevre şartları arı biyolojisine uygun değildir. Kışlatma, bölgelere değişmekle birlikte yer seçimi kadar, arının ırkı, kovan tipi, arılığın düzenlenmesi de önemlidir. Kovanların konulduğu yerler güney ve güney doğuya bakan taban suyu düşük, göl ve ana yoldan uzak olmalıdır. Saçak altları, ağaç dipleri, soğuk ve gölgeli yerler seçilmemelidir.

KIŞLATMA DA KOVANIN ÖNEMİ
Kovanın yerleştirilmesi öne doğru hafif % 10 eğimli olmalıdır. Arılı çerçeve sayısına göre uçuş deliği açıklılığının her çerçeve arı için 1 cm olması uygundur. Kovan içinde üzerinde arı olmayan petekler alınmalı, boşluklar doldurulmalıdır. Uçuş deliğinin daraltılması, arıların aktif olduğu zamanlarda yapılmalıdır. Kovanda rutubet yapıcı etkenler ortadan kaldırılmalıdır. Arılar kış döneminde havalandırma yapamazlar, çıkan karbondioksit gazının kolayca dışarı çıkması gerekir. Bu sebeple kovanda havalandırma deliği bulunmalıdır.




ARININ IRK ÖZELLİĞİ
Her yörenin, doğal şartlarına uyum sağlamış arıları vardır. Bunu kışlatma bölgesinde mutlaka dikkate almak gerekir. Aksi halde olumsuz sonuçlara katlanmak durumunda kalınır. Örneğin, muğla genotipi arıyı, kışı uzun geçen yörelerde kışlatamazsınız. Bu kolonileri orijinal iklim kuşağına nakletmek, kış dönemi için uygun olur.









16 Ağustos 2007 Perşembe

ARI HASTALIK VE ZARARLILARI

Arı Hastalık ve Zararlıları

ARI HASTALIKLARI
AMERİKAN YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ ( AFB )ETMENİ: Bacillus larvae White Adlı sporlu bakteriBELİRTİLERİ:* Kuluçka alanlarındaki açık ve kapalı yavru gözleri dağınık ve düzensizdir* Kapalı yavru gözlerinin göz kapakları içeri çökmüş ve bazı kapalı yavru gözlerinin ortası deliktir, ve gözler içeri çöküktür, içerdeki yavru çürümüş haldedir

· Bu yavru ölümleri daha çok kapalı yavru gözlerinde iken gerçekleşir* ölen yavru petek gözünün yan yüzeyine yapışarak çürümeye başlar.
* ölü yavrunun rengi başlangıçta donuk beyaz, daha sonra önce açık kahve ve en sonunda koyu kahverengini alır* kolonilerde gerileme meydana gelir ve çalışmada düzensizlik gözlemlenir.* koloniden beyaz tutkal kokusu gelir. koloni açıldığında bu kokudan rahatlıkla hastalık olduğu anlaşılır.* petek gözü içerisinde çürümüş yavruyu bir çöp ile çektiğimizde çürüyen yavru 4-8 cm kadar uzama gösterir.

bu hastalık ilkbahar dönemindeki adi yavru çürüklüğü ile karıştırılır bunun için bu hastalığın tespitinde laboratuvar analizi şarttır.BULAŞMA: Hastalık sporları ergin arıya zarar vermemekte, bu bakteri sporunu taşıyan işçi arı larvaları beslerken bu hastalığı larvalara bulaştırırlar.KORUMA KONTROL: * Güvenilmeyen temel petek kullanılmamalıdır. Mümkünse kendi sağlıklı mumuzu kendimiz bizzat yerinde gözlemleyerek temel peteğe çevirip kullanmalıyız.* Sağlıklı olmayan besinlerle ballarla arılarımızı beslememeliyiz.* Hastalıklı koloni tespit edilirse o koloni arılıkta hemen uzaklaştırılıp yakılması gerekir.
TEDAVİ: Etkin bir tedavi yöntemi yoktur. Hastalık Tarım Bakanlığına ihbarı mecburi bir hastalıktır. hastalığın belirlendiği yer karantina altına alıp koloniler ateşte arısı ile birlikte akşam tüm arılar içerde iken imha edilmelidir. piyasada bu hastalık için satılan ilaçları kullanmak uygun değildir.
AVRUPA YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ ( EFB )ETMENİ: Ana etmeni Streptococcus pluton White adlı bir bakteridir.bu bakteri dışında da henüz etkisi tespit edilmemiş başka bakterilere de rastlanabilmektedir.BELİRTİLERİ: * Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığında olduğu gibi kuluçka alanı düzensiz ve dağınıktır. yavru ölümleri daha çok açık gözlerde bulunur.* ölen yavru sulu yumuşak bir kıvamda petek gözünün tabanına yayılmış durumda ve kangal ( C harfi ) görünümündedir* Ölüm nadir olarak kapalı göz döneminde de görülebilir, bu zamanda patak yavru göz kapağı çöker, delinir ve rengi açılır* Çürüyen yavrunun rengi donuk beyazdan, kirli sarıya, kahverengi ve en sonunda siyaha dönüşür* koloniden çürümüş et kokusu yayılır* çürüyen yavruyu bir çöp ile çektiğimizde çürüyen yavruda Amerikan Yavru çürüklüğünde olduğu gibi bir uzama söz konusu değildir.kesin teşhis için laboratuvar analizi şarttır.



BULAŞMA VE YAYILMA:Ergin arılar bu bakteriden etkilenmezler, yine bakıcı arıların yavrularını beslerken bulaşır. ardından bunu alan larvalar sindirim sisteminden bunu bağırsaklarına alırlar ve yavru pupa dönemine girdikten sonra bu bakteriyi dışkısı ile petek gözüne atarlar, bunu temizleyen temizlikçi arılara bulaşmak süretiyle yayılma gösterir

TULUMSU YAVRU ÇÜRÜKLÜĞÜ ( TORBA ÇÜRÜKLÜĞÜ):

ETMENİ:
Torba hastalığı veya Torba Çürüklüğü diye de adlandırılan hastalık , dünya da ‘ sacbrood’ diye tanımlanır. Hastalığın etmeni; Morutor aetatulae adlı çok küçük bir virüstür.

BELİRTİLERİ:
Hastalığı kapan larvalar yavru gözü kapandıktan sonra ölür.
Koloni de çalışma düzeni bozulur, ve anormal davranışlar sergiler.
Ölen yavrular daha çok kapalı petek gözlerinde görülür.
Larvalar pupa aşamasında deri değiştirme arasında bu virüs arıların bu düzenini bozar, eski deri ile yeni deri arasına su toplanarak, vücudun toplanarak torba şekline dönüşmesine yol açar.
Hastalanan bu larvalar gözden bir iğne ile rahatlıkla çıkarılıp gözlenebilir.
Hasta larva sulu bir yapıda ve şişkindir.

BULAŞMA:
Bulaşık işçi arıların yavruları beslerken yavrulara bulaştırmak suretiyle bulaşır.
Kolonimizin bulaşık olmaması için doğru, güvenilir, arı ve arı ürünleri kullanmak gerekir. İthal ana arı ve polen ile hastalık ortaya çıkabilir.

KORUMA :
Hastalıktan kurtulmak veya korunmak için herhangi etkili bir kimyasal bulunmamaktır. Görüldüğünde yapılacak ilk iş koloninin ana arısı değiştirilmeli. Tüm hastalıklar konusunda gaye koloniye hastalık bulaştıracak etmenlerden uzak durmak gerekir. Önemli olan tedavi etmek değil, kolonimize hiç hastalık bulaştırmamaktadır.

14 Ağustos 2007 Salı

TİCARİ ANA ARILARIN KALİTE KONTROLÜ

TİCARİ ANA ARILARIN KALİTE KONTROLÜ




Özet: Ticari ana arı üretim işletmelerinde üretilen ana arıların pazara sunulurken hangi kriterler göz önüne alınarak satılması gerektiği ile ilgili bir çalışmadır. Bu çalışmada, ana arıların; doğum ağırlığının minimum 110 mg olması, döllenmiş ana arının ağırlığının minimum 200 mg olması ve çiftleştirme kutularında en az bir generasyon yavru çıkarması gerektiği belirlenmiştir. Bu kriterler göz önüne alınarak kullanılan ana arıların koloniye kabul oranı % 98, koloniye kabul ettirilen ana arıların yumurtlama oranının % 100 olduğu ve nakliye esnasında yaşanan bekletme sonucu ana arının yumurtlamama isteğini ortadan kaldırdığı, dolayısıyla bu ana arıların koloninin hayatiyeti ve verimliliği açısından olumlu sonuçlar verdiği saptanmıştır.




Giriş
Gelişen arıcılık teknikleri, ana arı üretimini ve dolayısıyla ana arı kullanmayı, modern arıcılığın vazgeçilmez bir unsuru haline getirmiştir. Yüksek vasıflı, iyi ve doğru bir teknikle üretilip koloniye uygun olarak ulaştırılan ana arının koloninin üretim etkinliğini büyük oranlarda arttırdığı tartışılmaz bir gerçektir. Kaliteli ana arı kullanımı arıcılığın gelişmesi açısından en önemli kuraldır. Bundan dolayı ana arı üretimi, arıcılığın önemli bir sektörü haline gelip bir çok ticari ana arı üretim işletmesi kurulmuştur. Ticari ana arı üretim işletmelerinde üretilen ana arıların, kalite kontrolü ve kullanıcıya ulaştırılana kadar geçen süreçte bu ana arılarda; koloniye kabul edilmeme, yumurtlamama gibi problemler bulunmakta bu da ayıplı mal üretimin gerçekleştiğini bununla birlikte o ana arıyı bekleyen koloninin sönüp heba olması demektir, Türkiye’de kamu ve özel kuruluşların dağıtmış olduğu yüz binlerce koloni bundan dolayı sönmüştür. (ORKÖY, TARIM BAKANLIĞI kayıtları )
İlgili ticari üretimde uygulanabilecek ana arıların kalite kontrolü ile ilgili hiçbir bildiri literatürlerde rastlanılmamıştır. İfade edilen kontrol yöntemleri uygulanılabilir değil bunların sadece araştırma ve geliştirme çalışmalarında yapılabilirliliği vardır, bahis olunan laboratuar da ana arıların spermathecasındaki spermatozonların thoma lamı ile sayımı ve ovaryum kanallarının sayımıdır, bu ölçümlerde mecburen ana arılar öldürülmekte ve o ana arının ölçümü sonucu ile diğerleri hakkında fikir beyan etmek doğru değildir. Bundan dolayı her ana arının fizyolojik performansı gözlenmeli, bu çalışmamız bu gözlemlerle ilgili geniş boyutlu bir çalışmadır. Burada amaçlanan ana arı üreticilerinin göz önünde bulundurmaları gereken hususlar deneme çalışmalarıyla kuvvetlendirerek ortaya konulmuştur.


Gereç ve Yöntem
2000-2001 yıllarında 132 Langstroth tipi kovanlı Kafkas kolonisi ile ( Ana arılar Ardahan’ın Posof ilçesinden temin edilmişti ) canlı materyaller kullanılmıştır, bunlarla birlikte 200 adet Kırchhain ana arı çiftleştirme kutusu, 0.001 mg duyarlı hassas terazi, ana arı yüksük kalıbı, larva transfer kaşığı, yeteri kadar temel petek, kek v.b girdiler kullanılmıştır.
Doolitle ( aşılama ) klasik yöntemle ana arılar yetiştirilmiştir. Bu ana arılar 3 kategoride araştırılmak üzere gruplara ayrılmışlardır. 1. Gruptaki ana arılar doğar doğmaz alınarak hassas terazide 300 adet ana arının ağırlıkları tartılmıştır, daha sonra bu ana arılar standart 4 çerçeve genç arılı, yumurtalı, anasız kolonilere ana arı kafesi ile uygulanmıştır. 2. Gruptaki ana arılar ise döllendikten hemen sonra ( günlük yumurtası gözlemlenerek ) çiftleştirme kutularından alınarak hassas terazi de 300 adet tartılarak standart kolonilere uygulanmıştır. 3. Grupta ise 50 adet ana arı çiftleştirme kutusunda bir generasyon yavru çıkardıktan sonra uygun ortamda 5 gün bekletildikten sonra standart kolonilere uygulanmıştır, 50 adet ana arıda sadece günlük yumurtası gözlemlenip 5 gün beklettirilerek standart kolonilere kabul ettirilip yumurtlama durumu gözlemlenmiştir. Bu çalışma da inkübatör kullanılmamıştır, çiftleştirme kutusunda ana arı gözünü delerek dünyaya gelen ana arılar araştırma da kullanılmıştır.


Sonuç ve Tartışma
1. gruptaki uygulamalarda; ağırlıkları 90 mg ve aşağısı olan 100 ana arı dan 7 tanesi koloni tarafından kabul edilip döllenerek kolonilerine geri dönmüştür, diğer 93 ana arılardan bir kısmı kafesten çıktıktan sonra koloni tarafından imha edilmiştir bir kısmı da kafeste ölü olarak bulunmuştur. Ana arı doğum ağırlıkları 90-110 mg arası olan 100 adet ana arıda aynı standart da ki kolonilere aynı şekilde uygulanmıştır, uygulama sonucunda 45 ana arı koloni tarafından kabul edilip 55 ana arı ise koloni tarafından imha edilmiştir. Ana arı doğum ağırlıkları 110 mg ve üzerinde olan 100 adet arıdan ise 97 tanesi koloniler tarafından kabul edilip sadece 3 tanesi kabul edilmemiştir. (Tablo-1 )
2. gruptaki uygulamalarda; ana arı ağırlığının 180 mg ve aşağısı olan 100 ana arı standart kolonilere uygulaması sonucu 20 ana arı koloni tarafından kabul edilmiştir, 80 adet ana arı da koloni tarafından imha edilmiştir. Ana ağırlığının 180 –200 mg arası olan 100 adet ana arıdan 58 adedi koloni tarafından kabul edilip, 42 ana arı ise koloni tarafından imha edilmiştir. Ana ağırlığının 200 mg ve yukarısı olan 100 adet ana arıdan 98 adeti koloni tarafından kabul edilip 2 tanesi koloni tarafından imha edilmiştir. ( Tablo-2 )

3. gruptaki uygulamalarda 50 adet ana arının çiftleştirme kutusunda petek gözlerine atmış oldukları günlük yumurtaları gözlemlenerek alınan ana arılar 5 gün bekletildikten sonra standart kolonilere uygulanmıştır, uygulama sonucu 50 adet ana arı koloniye kabul edilmiş fakat sadece 32 tanesi koloni de yumurta atmıştır diğerleri 1 ay hiç yumurta atmamıştır daha sonra bu ana arılar tarafımızdan imha edilmiştir. 50 adet ana arı ise bir generasyon yavru çıkarttıktan sonra alınarak 5 gün bekletilip standart kolonilere uygulanmıştır, uygulama sonucu 50 adet ana arı koloni tarafından kabul edilmiş olup tüm ana arılar kolonide yumurta atmışlardır. ( Tablo- 3 )
Sonuç itibariyle yukarıdaki kriterler göz önüne alınarak satışa sunulan ana arıların koloniye kabul oranı % 98, koloniye kabul ettirilip, nakliye hesap edilerek 5 gün bekletilen ana arıların % 100 yumurtladığı aksi durumda ise koloniye ana arının kabulü ve yumurta atması problem olmaktadır. Bunlarla birlikte ana arının kalitesini ölçen başka gözlemlerde vardır, örneğin ana arının petek üzerinde kanatları yatık bir vaziyette ağır ağır hareket etmesi pratik kalite testleridir. İstenilen kalite de ana arı yetiştirmenin yolu doğru ana arı yetiştiriciliğinden geçmektedir, bu da; starter ve finisher kolonilerinin genç arılı olması gerektiği ve sürekli polen ikame eden besinlerle beslenilmelidir, larva alınırken kesinlikle 1 günlük larvadan yaşlı larvaların transfer ettirilmemelidir, starter ve finisher kolonilerine 40 – 50 ana arı gözünde daha fazlası yüklenilmemelidir. Ana arının genotipi ne kadar iyi olursa olsun yetiştiricilik kurallarına uyulmadığı takdirde genotipin hiçbir unsuru kalmamaktadır. Yapılacak bu uygulamalar sayesinde kaliteli üretim gerçekleştirilip birim koloniden en fazla üretimi gerçekleştirip doğal nektar kaynaklarımızı tam anlamıyla değerlendirip heba olmasını önlemiş oluruz.




HÜSEYİN BALKAYA
ARICILIK TEKNİKERİ

2003- YALOVA